Hızlı Tren İstanbul’da

20 Mart 2009

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdürlüğünün İspanya’dan satın aldığı ve saatte 250 kilometre hız yapabilen hızlı tren, İstanbul’a geldi.

TCDD’nin, Ankara-İstanbul hızlı tren hattında kullanmak üzere İspanyol CAF firmasından satın aldığı iki hızlı trenden ilki, saat 18.50′de Sirkeci Garına giriş yaptı.

TCDD’ye ait elektrikli lokomotifin düdüğü çalınarak gara giren 6 vagondan oluşan hızlı treni, burada TCDD yetkilileri karşıladı.

Gazetecilerin, trenin dıştan görüntüsünü almaları sağlanırken, ülkeye sigorta şirketi tarafından getirilen tren henüz teslim alınmadığı için içeriden görüntü alınmasına izin verilmedi.

-İSPANYA’DAN ANKARA’YA UZUN YOLCULUK-

İmal edildiği İspanya’dan Fransa’nın Handea kentine TIR’larla taşınan tren, buradan demir yoluna indirilerek İsviçre, Avusturya, Macaristan, Sırbistan ve Bulgaristan güzergahından Kapıkule Gar Sınır Kapısına geldi.

Kapıkule Garında işlemleri tamamlanan Türkiye’nin ilk hızlı treni, buradan Sirkeci istasyonuna hareket etti.

Sirkeci Garında yarın birbirinden ayrılacak olan hızlı trenin vagonları, feribotla Haydarpaşa Garına geçirilecek ve burada yeniden vagonlar birleştirilerek demir yoluyla Ankara’ya gidecek.

Hızlı tren, yapımı tamamlanan, ancak elektrifikasyon ve üst yapı çalışmaları süren Ankara-Eskişehir hızlı tren hattında önce test sürüşlerinde kullanılacak.

Hızlı tren, gelecek yılın ilk yarısından itibaren yolcu taşımaya başlayacak. Böylece Ankara-Eskişehir arası demir yolu ulaşımı 3 saatten 1 saat 10 dakikaya inecek.

TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, Türkiye’nin ilk hızlı trenini, San Sebastian’da düzenlenen törenle 18 Kasım 2007 tarihinde teslim almıştı.

-İLK HIZLI TREN-

Türkiye’nin ilk hızlı treninin üretiminde son teknolojiler kullanıldı.

Saatte 250 kilometre hız yapabilen tren, 17,5 milyon Avro’ya mal oldu.

Dağıtılmış 8 motor tarafından çekilen tren, motor arızalarından dolayı yolculuklarda herhangi bir aksamaya meydan vermeyecek. Trende, işletmeyi temsil eden kurumsal renkler olan mavi ve kırmızı renkler yer alıyor. 6 setten oluşan vagonlar, business ve ekonomi vagonları olarak ayrı ayrı dizayn edildi.

Business vagonların oturma şekli 2 artı 1, ekonomi vagonlar ise 2 artı 2 koltuk olarak düzenlendi. Tek seferde toplam 419 yolcuyu taşıyabilen trenin koltukları 55 business, 354 birinci sınıf, 2 özürlü, 8′i de kafeterya için monte edildi. Business bölümümdeki koltuklar deri, diğer bölümlerdeki koltuklar ise kumaşla kaplandı. Business bölümündeki tüm koltukların arka bölümlerine 4 ayrı kanaldan yayın yapılabilecek şekilde LCD ekran görsel yayın sistemleri konuldu. Taşınabilir bilgisayarlar için güç kaynağının bulunduğu trende ortak kullanım için ayrıca LCD ekranlar tavanlara yerleştirildi.

Yolculukta maksimum konforun sağlanması amacıyla hızlı trenin ses yalıtım düzeyi yükseltildi. Bu sayede dışarıdan düşük gürültü gelmesi sağlandı. Tünellerde ve karşılıklı tren geçişlerinde yolcuların basınçtan etkilenmemesi için basınç dengeleme sistemi kuruldu. Bu sayede yolcuların olası kulak rahatsızlıkları da önlenecek.

Dijital göstergelerle yolcuların bilgilendirildiği vagonda, çağrı butonları ve vakumlu tuvaletler de bulunuyor.

-ÜST DÜZEY GÜVENLİK DONANIMI-

Hızlı tren, olası kazalara karşı maksimum güvenlik önlemleriyle donatıldı.

Hız ve mesafe kontrolü için iki sinyal ekipmanı konulurken, olası kazalarda vagonların üst üste tırmanmalarını önleyen dizayn kullanıldı.

Makinistlerin bulunduğu bölüm de dahil olmak üzere 16 kameranın yerleştirildiği trene, uçaklardakine benzer şekilde ”hadise kaydedici” konuldu. 4 kamerayla trenin dışından da görüntü toplanacak.

Makinistlerin bayılması ya da ani ölümlere karşı treni durduran ”Totman” cihazı konulurken, arızaları anında tespit edecek SICAS bilgisayarı monte edildi.

Tren hareket ettikten sonra giriş kapılarını otomatik olarak kilitleyen sistem, kızaklama önleme sistemi, acil durum freni, arıza ve bilgi aktarımı için GPRS modülü, giriş kapılarında sıkışmayı önleyen engel tespit sistemi ve yangın tespit sistemi, trendeki diğer donanımlar arasında yer alıyor.

A.A

Düşünceler Sese Çevrilebilecek!

19 Mart 2009

Bilimadamları, bilinci yerinde ancak konuşamayan hastaların düşüncelerini ses dönüştürmeye yönelik çalışmada önemli bir gelişme daha kaydetti…
New Scientist dergisinde yayımlanan habere göre, bilimadamları 8 yıl önce geçirdiği bir trafik kazası sonucunda felç olan, bilinci yerinde ancak konuşamayan bir hastanın beyninin, konuşmayla ilgili bölümüne elektrotlar yerleştirdiler. Araştırmacılar, elektrotlar vasıtasıyla beyinin konuşma bölümünden gelen titreşimleri kaydettiler.

Bilimadamları, bundan sonraki aşamada, bu sinyalleri ‘bir konuşma yazılımına’ dönüştürmek için çalışacaklarını belirtti. Birkaç hafta içinde bir bilgisayar, hastanın düşüncelerini seslere dönüştürme görevini yerine getirmeye başlayacak.

Teknolojinin geliştirilmesinde katkısı olanlardan Joe Wright, bunu başaracaklarını umduğunu belirterek, “Karşılıklı konuşma hedefine ulaşmak isterdik ama henüz bundan çok uzağız” dedi.
Bilimadamları, bu tekniğin beyin okuma makinesiyle bir ilgisinin bulunmadığını özellikle vurguladı.

Max Planck Enstitüsü’nden Prof.John Dylan Haynes, “Bazı temel düşünceleri tercüme edebilmeye başlamamız çok heyecan verici birşey. Ancak bir beyin okuma makinesinden henüz çok uzağız” dedi.

Prof. Geraint Rees de “Şu anda kısıtlı bir kelime hazinesinin kodunu çözmeye doğru gidiyoruz” diye konuştu.

Prof. M. Toner’den mikroçiple kanser teşhisi

18 Mart 2009

ABD’de yaşayan Prof. Mehmet Toner, kanserle mücadelede önemli bir buluşa imza attı. Türk profesörün geliştirdiği mikroçip, bir milyar kan hücresi içindeki bir tane kanserli hücreyi tespit edilebiliyor. Bu sayede erken teşhis olanağı daha da artıyor

Mehmet Toner, Harvard-MIT Sağlık Bilimleri ve Teknoloji Bölümü Öğretim Üyesi. Geliştirdiği mikroçip sayesinde kanserin gelişimi adım adım izlenebiliyor, hastalığın seyri sırasında uygulanacak tedavi buna göre belirleniyor.

Bağışıklık maddeleri ile kaplı bu çip, aslında vücutta kan testi yapıyor.

GEREKLİ ALTYAPI ODTÜ’DE VAR
Profesör Toner ABD’de pek çok hasta üzerinde denenmiş ve başarı sağlanmış olan mikroçipin üretimi için Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ndeki Teknokent’te gerekli altyapının olduğunu söylüyor.

Üretimine hemen başlanması halinde mikroçiplerin birkaçyıl içinde tüm hastanelerde kullanıma sokulması bekleniyor.

TIP TEKNOLOJİSİ UZMANI PROF. DR. TONER
İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği bölümünden mezun olan Toner, Amerika’ya doktora yapmak için geldi. Massachusetts Institute of Technology MIT’de Tıp Mühendisliği üzerine doktorasını tamamlayan Mehmet Toner, Tıp teknolojisi üzerine araştımalar yapmak üzere yine aynı eyalette bulunan Harvard Üniversitesi’de öğretim üyeliği yapmaya başladı. Toner, aynı zamanda fakülteye bağlı Massachusetts Genel Hastanesi’nde araştırmalarını sürdürüyor..

Kaynak:ntvmsnbc.com

Bir Litre Suyla 40 km Giden Otomobil

16 Mart 2009



Artan petrol fiyatları karşısında alternatif enerji kaynakları aranırken Japon Genepax firması suyla çalışan otomobil üretti. 80 km hız yapan otomobil 1 litre suyla 40 km gidiyor.

Hızla yükselen petrol fiyatları şirketleri alternatif enerji kaynakları bulmaya itiyor. Japonya’da bir şirket su ve havayla çalışan otomobil üretti.

Suyla çalışan araba fikri bundan 10 sene önce ortaya atılmış bir rüyaydı, fakat bu rüya artık resmen gerçek oldu. Suyun elektrolizi ile hidrojenin ayrıştırılması ve ortaya çıkan elektrik enerjisinin yakıt pilinde depolanması ve bunun elektrik motoru ile tekerleklere güç verecek şekilde kullanılması mantığıyla çalışan bu araba, deniz, yağmur veya ırmak suyu ayırt etmeksizin molekül yapısı H2O olan herşey ile çalışabiliyor.

Japon Genepax şirketinin ürettiği aracın maksimum sürati saatte 80 km ve 1 litre su ile yarım saat boyunca durmaksızın çalışabiliyor. Araç elektrik motoru kullandığından son derece sessiz ve performans olarak da esnek çalışıyor. Bugüne kadar yapılmış elektrik motoru kullanan en iyi otomobil olan Tesla Roadster’ı BMW’nin 2 yıldır güvenli ve kullanılabilir hale getirmek için çalıştığı Hidrojen 7 model arabası ile karıştırmamak lazım. Çünkü BMW Hidrojen 7 deposuna doğrudan saf hidrojen yüklenen içten yanmalı bir motorla çalışıyor. Hidrojenin sıvı olarak depolanabilmesi için de çok düşük sıcaklıklar gerektiğinden ve taşıma (güvenlik) anlamında birçok risk faktörü içerdiğinden uygulanabilirliği oldukça zor bir sistem.

Hidrojen 7 tabiki Genepax şirketinin ürettiği araca göre çok daha verimli fakat işletimi de o denli zor. Su ile çalışan bu tarz arabalar yaygınlaşır ve daha güçlü motor seçenekleri ile kullanılabilir hale gelirse ki gelecektir, insanlık bedava yolculuk imkanına kavuşup daha refah ve mutlu bir yaşam sürebilir.

Kaynak:Timeturk.com

Rüzgar Enerjisi İnceleme ve Araştırması

15 Mart 2009

Konunun teknik detayina girmeden once kisaca ruzgar enerjisinin Turkiye’deki potansiyeli uzerine gorusumu aciklayayim.

Ruzgar enerjisi yenilebilir (renewable) bir enerji kaynagi olmasi ve ithal yakit gerektirmemesi acisindan ulkemizde elektrik uretiminde onemli olabilir. Termal santrallar gibi hava kirliligine de yol acmaz.  Buyuk hidroelektrik santrallarin genis alanlarin sualtinda kalmasi, baliklarin zarar gormesi gibi zararli etkileri de ruzgar enerjisinde yoktur.  Teknolojide kazanilan onemli gelismeler ile ruzgardan enerji uretim maliyeti (yatirim, isletme ve bakim dahil) surekli dusuyor.  Almanya, Danimarka ve ve ABD’nin Kalifornia eyaletinde kapasitesi kucuk fakat onemli sayida ruzgar turbinleri kurulmustur.   Butun avantajlarina ragmen neden dunyada ruzgar turbinine dogru daha buyuk atilim goremiyoruz?  Medyada cikan olumlu haberlere ragmen hersey tozpembe degil.  Nedenini, ruzgar ve (benzer buyuklukteki) hidroelektrik santrallari karsilastirarak aciklamaya calisayim:

1.  Ruzgar turbinlerinin kapasite faktoru genellikle %25′den az.  Yani bir senede surekli calisip uretebiliceginin ancak %25′ini uretebiliyor.  Sebebi ruzgarin surekli olarak dizayn seviyesinde esmemesi.  Bu deger kucuk hidrolelektrik santrallarin (3 MW altindaki) yaklasik %60 kapasite faktorunun cok altinda.  Sonucta  ruzgar turbinlerinden kWh basina uretim maliyeti (yani isletme ve bakim maliyeti) hidroelektrigin en az iki katina cikmaktadir.

2. Ruzgar enerjisi ruzgarin varligina baglidir ve bu bir saat icinde dahi onemli miktarda degisebilmektedir.  Buna karsilik termal santrallarda yakit tam olarak kontrol edilebilir.  Hidroelektrik santrallarda is ayni boyuttaki uretim degisikligi gunler hatta haftalar alabilir.  Dolayisiyla ruzgar enerjisi yenilebilir fakat guvenilir bir enerji kaynagi degildir.  Ozellikle ruzgar turbinlerinin baglandigi (50 kV’dan dusuk) dagitim hatlarinda stabilite problemi yaratabilir.  Ingiltere’de yapilan bir incelemeye gore ruzgar enerjisindeki belirsizlik sonucu bu teknolojiden uretim ulkenin toplam elektiriginin en fazla %15′i olabilir.  Bundan daha fazla ruzgar enerjisi uretimi halinde ulkenin elektrik sisteminin dengesinin bozulacagi savunulmakta.  Turkiyedeki toplam elektrik kapasitesinin 21 GW oldugunu dusunursek, buna gore simdilik ulkemizde ruzgardan en fazla 3.000 MW olabilecegini soyliyebilirz.

3.  Ruzgar santrali havayi kirletmese bile buyuk kulesi ve pervaneleriyle doga manzarasini bozmasi, kuslarin olumune sebep olmasi ve mikrodalga (telsiz) kominikasyon iletisimini bozmasi gibi olumsuz etkileri vardir.  Mukayese icin belirteyim, benzer kapasitedeki kucuk hidrolik santrallar genellikle nehirlerin su seviyelerinin kontrolu ve sulama icin insa edilmis kucuk dusulu barajlarin yaninda kurulur ve cevreye zararlari cok daha azdir.  Hidroelektrik santrallarinda balik problemine “balik merdiveni” vasitasiyla cozum bulmak mumkundur.  Ancak ruzgar turbini icin bostan korkulugu (?) kuslari kacirtmada fazla ise yaramaz.

4.  Modern ruzgar turbinlerinden enerji uretiminin ticari olarak gecmisi yaklasik 15 senedir.  Digelerine gore oldukca yeni bir teknolojidir.  Yani termal ve hidrolik santralar gibi denenmis bir teknoloji degildir. Ozellikle turbin rotorunun 20-25 senelik performansi bilinmemektedir.  Elektrik ve mekanik parcalari genellikle ruzgar turbinleri icin ozel imal edilmektedir ve ithal edilmesi gerekir.  Bu toplam maliyetin yaklasik %50’sini teskil eder.  Burada kablonun ve kulenin ulkemizde imal edilecegini kabul ediyoruz. Kucuk hidrolektrik santrallarda ise bu rakkam %40′i gecmez.  Dolayisiyla kucuk hidroelektrik santrallarin ulkemizde is yaratma potansiyeli daha fazladir.

5.  Ruzgar enerjisinin toplam uretim maliyeti (yani kapital, isletme ve bakim dahil) kara uzerindeki turbinler icin 5-7 cent/kWh, deniz uzerine kurulu turbinler icin ise 6-8 cent/kWh arasinda degismektedir.  Kucuk hidrolektrik santrallardan uretim ise 3-5 cent/kWh’e malolur.

Sonuc: Elektrik sektorundeki yatirimlarimiz ekonomiye katki, guvenirlilik ve cevre korumasi dusunulerek yapilmalidir.  Ekonomiye katki ise toplam uretim maliyeti ve teknolojinin yurt ici kaynaklarindan saglanma orani ile tesbit edilir.  Bunlar dusunuldugunde kucuk hidroelektrik santrallar potansiyelinin yeterince degerlendirmeden ruzgar enerjisine yonelmek bence dogru degil.  Almanya ve Danimarka gibi ulkelerde hidroelektrik potansiyel tamamiyle kullanilmis durumda.  Ayrica ruzgar teknolojisini gelistirip ihrac etmeyi bir ekonomik strateji olarak kabul etmisler ve hukumetleri bu atilimi finansal tesviklerle destekliyor.  Biz de ise hidroelektrik potansiyelimizin henuz ucte birini kullanabiliyoruz ve hidroelektrik icin gerekli elektromekanik parcalarinin buyuk kismini uretebilecek bir altyapiya sahibiz. Medyanin ruzgar enerjisine gosterdigi ilginin arkasinda genellikle Avrupali ruzgar turbin imalatcilarinin ve Turkiyedeki temsilcilerinin pazarlama gayretlerinin oldugunu saniyorum.   (Not: Seneler once “Bir Is Adaminin Ogluna Mektuplari” isimli cok guzel yazilmis bir kitap okumustum.  Yazar ogluna es ararken uc ozellige bakmasini tavsiye ediyordu: Guzellik, akillilik ve karakter. “Oglum bunlarin ucune de sahip biriyle evlenirsen, cok sanslisin; ikisine sahip biriyle idare edebilirsin; ancak sadece birine sahip olanin hemen yanindan kac” diyordu.  Benzerlik yaparsak, sanirim ruzgar santrallari son gruba giriyor).

“Kisaca” dedim ama onsoz biraz uzun oldu.  Simdi teknik acidan konuya bakalim.

Teknolojiye Genel Bakis
Ruzgar turbinleri ruzgar enerjisini elektrik enerjisine donusturur. Yenilebilir enerji olmasi ve devlet tesvikleri sonucu ozellikle 1980′lerin ortalarindan itibaren yaygin olarak kullanilmaya baslandi.  Kalifornia (ABD), Danimarka ve Almanya bu teknolojinin encok uygulandigi yerler. “Tavuk-yumurta” ornegi yaygin kullanildikca imalat maliyetleri dustu ve teknolojide onemli ilerlemeler saglandi.  Su an 3 MW’in uzerindeki kapasitede dahi turbinler imal edilebilmekte.  Uygun ruzgar ortaminda ve yenilebilir enerjiye verilen tesvikler ile ekonomik olabiliyor.  Ancak ilerde yatirim ve bakim maliyetlerinin daha da dusurulmesi ile ekonomik tesvikler olmadan da diger teknojilerle rekabet edebilecek hale gelebilir.

Bir rugar turbini baslica su parcalardan meydana gelir:
1.  Rotor:  Ruzgarin kinetik enerjisini mekanik enerjiye cevirir.

2.  Disli Cark:  Rotor’un hizini arttirir.

3.  Jenerator:  Mekanik enerjiyi elektrik enerjisine cevirir.

4.  Fren:  Turbini yavaslatir ve durdurur.

4.  Yonlendirici: Ruzgar dogrultusuna gore turbini yonlendirir.

4.  Transformator:  Jenerator voltajini sebeke voltajina yukseltir

5   Kule: Turbini tasir.

6.  Sebekeye baglanti (kablo ve elektrik koruma ve kontrol) sistemleri

Bugune kadar baslica iki tip turbin gelistirilmistir: Dusey ve yatay eksenli turbinler

Yatay ve Dusey Eksenli Turbinler

(Fotograflar Wind Power Development’dan alinmistir)

Yatay Eksenli Turbinler
Ticari amacli turbinlerin hemen tamami bu gruba girmektedir.  Yukaridaki fotografta ve Sekil 1′de goruldugu gibi, rotor, disli cark, jenerator ve fren bir kule uzerinde yatay safta baglanmislardir.  Buyuk turbinlerde (1 MW’dan buyuk) transformator de kulenin tepesinde turbin govdesinde yer alir.  Kucuklerde, transformator sebeke baglanti sistemleri ile birlikte yerde bulunur.

Rotora iki veya uc kanat baglidir. Uc kanatli rotor daha surekli (degisikligi az, stabil) uretim saglar ve daha sessiz calisir, ancak fiyati daha yuksektir.  Eskiden rotorlar genellikle metalden imal edilirken, yenileri hafif kompozit malzemelerden uretilmektedir.  500 kW ile 3 MW arasindaki turbinler icin rotor capi (=D) 40-80 m olmaktadir.  Rotor genellikle kulenin onunde yer alir.  Rotorun kulenin arkasinda kalmasi halinde kulenin yarattigi turbulans turbin verimini dusurmektedir.  Rotorun turbin onunde ruzgar dogrultusuna gore ayarlanabilmesi icin elektrikli yonlendirici bulunur ve bu turbin govdesi ile kule arasinda yer alir.  Turbin govdesinin detayli goruntusu diger bir web sayfasinda gorulebilir.  Kule genellikle celikten imal edilir.  Eskiden kucuk turbinlerin kuleleri yukaridaki fotografta goruldugu gibi celik kafesden yapilirdi.  Son yillarda daha ziyade celik borudan kuleler kullanilmaktadir.  Buyuk turbin kuleleri betondan da olabiliyor.

Jeneratorun sabit hizli olmasi halinde rotor hizinin kontrolu gerekmektedir.  Aksi halde asiri ruzgar hizlarinda rotor kontrolsuz hizlanir ve kazaya sebep olur.  Rotor kontrolu iki sekilde yapilmakta: Rotor kanatlarinin uygun dizayni ile ruzgar hizi belirli bir degerin ustune ciksa dahi (ornegin 25 m/s) turbin hizi sabit kaliyor (stall control).  Bu olay hidroelektrik turbinlerindeki kavitasyona benzemekte (yani artan dusuye ragmen kavitasyon basladiktan sonra turbin hizi sabit kaliyor).  Diger method ise kanatlarin ruzgar dogrultusu ile acisinin bir hidrolik sistemle degistirilmesi (pitch control).  Cok yuksek hizlarda kanatlar ruzgara en az direnc gosterecek sekilde cevrilerek turbin hizi ayarlanabiliyor.  Bunun hidroelektrikteki benzeri Kaplan turbinleridir.  Acisi degistirilebilen rotor kanatlarinin diger faydasi dusuk ruzgar hizlarinda da yuksek verimin elde edilebilmesi.  Teknolojide diger bir gelisme degisken hizli jeneratorler. Boylece yuksek ruzgar hizinda da enerjiyi verimli uretmek mumkun olabiliyor.  Ancak bu jeneratorler sabit hizlilara gore daha pahali.  Ayrica elektrigin sebekeye baglanabilmesi icin cikis frekansinin elektronik olarak 50 Hz’e sabitlenmesi gerekmekte.

Turbin hizini jeneratorun dizayn hizina cikartmak icin rotor ile jenerator arasinda disli cark kullanilir.  Ancak bu hem maliyeti hem de bakim masraflarini arttirir.  Son yillarda disli carkina gerek olmadan rotor saftinin dogrudan ozel dizayn edilmis bir jeneratore baglanmasi mumkun.  Jenerator fiyati biraz yuksek ancak disli carkin ortadan kalkmasi ve bakim masraflarinin azalmasi bunu fazlasiyla karsiliyor.

Dusey Eksenli Turbinler
Yukaridaki fotografta goruldugu gibi, dusey eksenli ruzgar turbinleri mutfakta kullanilan yumurta cirpacagina benziyor.  Kanatlar bir dusey safta baglanmistir (Sekil 2).  Bu turbinler G.J.M. Darrieus isimli bir Fransiz muhendisi tarafindan 1931′de icat edildiginden Darrieus turbini olarak da isimlendirilir.  Yatay eksenli turbinlere gore ustunlukleri sunlardir:

1.  Ruzgar dogrultusundan etkilenmez.  Dolayisiyla yonlendiriciye ihtiyac yoktur.

2.  Butun elektromekanik aksam yerde oldugu icin yatirim ve bakim masraflari daha azdir.

Buna karsilik dusey eksenli turbinlerinin baslica iki eksikligi var:

1.  Turbin kanatlari dizayni dolayisiyla verimleri dusuktur.

2.  Kanatlarin yere yakinligi sonucu  dusuk ruzgar hizina maruz kalirlar, bu ise enerji uretimini azaltir.

Verim dusuklugu dolayisiyla dusey eksenli ruzgar turbinleri fazla uygulama alani bulamamistir.  Uygulama Kanada ve Kalifornia’daki birkac unite ile sinirli kalmistir.  “H” turbini denen ve bir kulenin tepeside dusey saft uzerine yerlestirilen turbin arastirma konusu oluyorsa da henuz ekonomik acidan fizibil olamamistir.

Ruzgar Ciftlikleri

Ekonomik ve cevre korunma sebepleri dolayisiyla ruzgar turbinleri genellikle gruplar halinde insa ediliyor ve bunlara “ruzgar ciftlikleri” deniyor.  Ancak turbinlerin yarattigi turbulansin diger turbinleri etkileme ihtimali dolayisiyle aralarinda belirli acikliklar birakmak zorunludur.  Sekil 3′de turbinler arasindaki mesafeler rotor capi (=D) cinsinden verilmistir.  Ruzgar yonunun fazla degismemesi halinde ayni siradaki turbinler arasinda 2D kadar aciklik yeterli olabilir.  Yonun cok degismesi halinde 7D’ye kadar cikmak gerekir.  Siralar arasindaki aciklik ise yine az yon degistiren ruzgarli yerlerde 10D, ruzgarin cok yon degistirmesi halinde 7D civarinda olmalidir.

Denizde Ruzgar Turbinleri

Karada uygun yer azligi ve manzarayi bozmasi dolayisiyla Avrupada ruzgar turbinlerinin deniz kiyilarinda  kurulmasina calisiliyor.  Simdiye kadar 3-5 m derinlikli cok sig kiyilarda insa edilmis birkac ruzgar ciftligi var.   Bu santralarin dezavantaji sualti temel insaatinin pahaliligi, denizalti kablo masrafi ve ulasim dolayisiyla artan bakim masraflari.  Insaat masraflarini azaltmak icin az sayida ve buyuk boyutlu turbinler seciliyor.  Buyuk turbinin diger faydasi daha yuksek verimli olmasi.  Ayrica su yuzeyinin yatayligi ruzgar hizinin denizde daha yuksek olmasini ve dolayisiyla (yaklasik %20) daha fazla enerji uretimini sagliyor.

Ruzgar Hizi

Ruzgar turbinin enerji uretmeye basladigi hiza “cut-in” hizi, uretim yapilabilen en yuksek ruzgar hizina da “cut-out” hizi deniyor (Tukcede de ayni kelimeler kullaniliyor).  Cut-in ruzgar hizi 3.5-5 m/s ve cut-out hizi da 25 m/s civarindadir.

Maliyet

Son yillarda ruzgar turbinlerinin siparislerindeki artislar ve turbin kapasitelerinin artmasi sonucu $/kW bazinda onemli dusmeler saglandi.  Fiyat dustukce de turbin santrallarina yatirim artti.  Karada insa edilen ruzgar santrallarin maliyeti $0.7-1 million/MW (= $700-1000/kW) arasinda degisiyor. Deniz ustu santrallarda maliyet $1.9 million/MW (=$1900/kW) degerine kadar yukselebiliyor.  Aradaki fark suda temel insaatinin ve deniz alti kablolarinin getirdigi ilave masraflarla aciklanmakta.

Senelik isletme ve bakim masraflari toplam yatirimin yaklasik %2.5′u kadar.  Buna gore bazi kabullerle senelik yatirim ve isletme/bakim masraflarini hesaplayabiliriz:

Kabuller:

Kapasite: 1 MW
Kapasite faktoru: %25
Yatirim maliyeti: $1 million
Proje finans: %100 kredi
Kredi faizi: %10
Amortisman suresi: 15 sene

Senelik enerji uretimi = 1 MW x 365 gun x 24 saat/gun x %.25 = 2190 MWh =  2 190 000 kWh

kWh basina isletme/bakim masrafi = %2.5 x 1000 kW x $1000/kW x $100 cent/$ / 2 190 000 kWh = 1,1 cent/kWh

Senelik yatirim maliyeti = $130 000 x $100 cent/$ / 2 190 000 kWh =  5,9 cent/kWh

(Buradaki $130 000 degeri basit bir finansal hesap makinasi veya komputer ile kolayca hesaplanabilir.  Faiz %7 olsaydi, senelik maliyet 5.0 cent olacakti).

Toplam senelik maliyet:  1,1. + 5,9 = 7 cent/kWh

Yapilan kabullerden daha uygun projeler ile masraflari azaltmak mumkundur:  Ancak bugun icin 5 cent/kWh’in altina dusurmek oldukca guc gorunuyor.  Bizde kurulmaya baslayan ve fizibilite safhasinda olan projelerin kWh’lik maliyeti icin bilgi bulamiyorum, ancak TEAS’a satis fiyatinin 5 cent/kWh altinda olacagini hic sanmiyorum.  Gercekci deger 7 cent/kWh civarinda olabilir.  Bu ise kucuk hidroelektrik santrallarinkinden daha yuksek.

Teknolojinin Cevreye Etkisi

Onsozde belirttigim gibi ruzgar enerjisi havayi kirletmeyen ve yenilebilir enerji kaynagi olarak kabul edilmesine ragmen cevresel zararlari da ihmal edilemez:  Doga manzarasini bozmasi (ozellikle karada insa edilen santrallar icin), kus olumleri, gurultu ve mikrodalga yayinlarina olumsuz etkileri baslica problemler.  Uygun yer secimi ile bunlari azaltmak mumkun olabilir.

Termal (ozellikle komur) ve nukleer santrallara siddetle karsi cikan cevreciler simdilik ruzgar enerjisine olumlu bakiyorlar.  Ancak birkac sene icinde doga goruntusunu bozma endisesini on plana cikarmalari mumkun.

Sonsoz

Ruzgar enerjisine karsi degilim.  Ekonomik olmasi (yani diger teknolojilerden daha pahali olmamasi) halinde ve yerel elektrik sisteminde dengesizlik yaratmadigi bolgelerde uygulanmalidir.   Ben banka skandallari, vergi kacaklari ve sonu gelmeyen yolsuzluklarla elege donmus devlet kasasindan yuksek fiyatlarla elektrik alinmasina karsiyim.  “Olmayan elektrik en pahali elektriktir” mantigiyla ile TEAS’a yuksek fiyattan elektrik satilmaya calisildigini saniyorum. Elbette insanimizi ve ekonomimizi elektriksiz birakamayiz.  Ama bunun yolu gercekci bir planin azimle uygulanmasindan gecer.  Gelecekte ulkemizde en ekonomik yatirimlarin dogal gaza bagli kombine ve kojenerasyon santrallari ile hidroelektrik santrallar olacagini savunuyorum.  1000-2000 MW’lik ruzgar santralari bizim icin simdilik lukstur.  Senelerdir gereksiz nukleer santral hayali pesinden kosup ulkeye zaman ve para kaybettiren Enerji bakanliginin bundan sonra daha gercekci ve dogru kararlar vermesini diliyorum.

Faydalanilan Kaynaklar
1.  “Wind Energy Technology”, John F. Walker, Nicholas Jenkins, John Wiley & Sons, 1997.

2.  “Power Generation Technologies”, Paul Breeze, Financial Times Energy, 1998.

3.  “Wind Turbine Technology”, Editor David A. Spera, ASME Press, 1994.

4.  “Wind Energy for the Next Millennium”, European Wind Energy Conference Proceedings, Nice, France, 1-5 March, 1999.

Ilgili Web Siteleri
Ingilizce:

American Wind Energy Association (ABD)

Danish Wind Turbine Manufacturers Association (Danimarka)

Wind Energy Made In Germany (Almanya)

British Wind Energy Association (Ingiltere)

National Renewable Energy Labaratory’s National Wind Technology Center (ABD)

Energy Efficiency and Renewable Energy Network (EREN) Wind Energy Program (ABD)

Wind Power Development (ABD)

Windpower Monthly (Danimarka)

Teknik Terimler
Yukaridaki yazida kullanilan teknik terimlerin Ingilizce karsiliklari:

Turkce Ingilizce
Ruzgar turbini Wind turbine
Rotor Rotor
Kanat Blade
Rotor gobegi Rotor hub
Saft Shaft
Disli cark Gear
Jenerator Generator
Yonlendirici (dumen) Yawning
Kule Tower
Foundation Temel
Sebeke Grid
Durmak Stall
Fren Brake
Turbine govdesi Nacelle
Kafes  Lattice
Ruzgar ciftligi Wind Farm

Kaynak: http://www.turkelektrik.com

Organik Bilgisayara Doğru

14 Mart 2009

Uzmanlar, “Bacillus subtilis” bakterisi genine “tercüme eden” yöntemle kısa mesaj “yazdı.Japon araştırmacılar, minik bir canlı organizmanın genlerine dijital veri yükleyebilen bir yöntem geliştirdi.
Keio Üniversitesi Hayat Bilimleri Enstitüsü uzmanlarının geliştirdiği yöntem, “organik bilgisayar” yolunda önemli adım olarak değerlendirildi.

Yöntemin mucitleri, bir bakterinin genlerine yüzlerce yıl muhafaza edilebilecek önemli miktarda sayısal bilgi yüklemeyi başardı.

Araştırmaya göre, “bakteriler ve belli bir genetik şifreye göre çoğalan diğer mini organizmalar, veri depolamak için önemli potansiyel” sunuyor, bu da bilim dünyasının ilgisini çekiyor.

Japon araştırmacılara göre, mini organizmalar, harddisk ve hafıza kartlarıyla kıyaslandığında çok küçük kalsalar da genlerinde çok uzun süre önemli miktarda bilgiyi saklayabilecek.

Araştırmacılar, bilgileri genlerin değişik noktalarında depolayan teknoloji geliştirdiklerini, bunun da zaman içinde oluşacak genetik mutasyon sonucu bilgilerin yok olma ihtimalini azalttığını belirtti.

Uzmanlar, çalışmalarında “Bacillus subtilis” adlı bakterinin genlerine dijital bilgiyi kimyasal elementlere “tercüme eden” bir yöntem kullanarak şifreli kısa mesaj “yazdı.” Verilere ulaşmak için, bakterinin normal gen haritasını mesaj yüklenerek değiştirilmiş gen haritasıyla kıyaslamak yetiyor.

Hilali görüntüleyebilen teleskop geliştirildi

13 Mart 2009

NASA’da çalışan Tunuslu bilimadamı, hilalin ilk doğduğu anda net olarak tespit edip görüntüleyebilen bir elektronik teleskop geliştirmeyi başardı.

Amerikan Uzay Ajansı (NASA)’da danışman olarak çalışan Tunuslu bir bilim adamı, hilali ilk doğduğu anda net olarak tespit edip görüntüleyebilen bir elektronik teleskop geliştirmeyi başardı. Uzay mühendisliği konusunda uzaman olan Tunuslu bilim adamı Muhammed Evsat el-İyarî, Tunus Bilimler Cemiyetinin Kayravan kentinde düzenlediği toplantıda uzay araştırmaları açısından tarihi öneme sahip bilimsel buluşunu tanıttı.

Yeni geliştirilen bu elektronik teleskop ile artık kameri ayların başlangıcı net bir şekilde tespit edilebilecek. Bu yeni teleskop iki yıl içinde kullanıma hazır olacak.

Dr. el-İyari üzerinde üç yıl çalıştığı bu projeyi, geçen hafta Fransa’nın Marsilya kentinde toplanan uzay bilimleri kongresine katılan bilim adamlarıyla tartışarak, projenin bilimsel değerini ispat etti. Konunun uzmanı birçok bilim adamı yeni elektronik teleskopu bilimsel açıdan onayladı.

Dr. el-İyari bu buluşunun Ramazan hilalinin tespiti hususundaki tartışmalara son vererek, Müslümanların Ramazan ayına ve bayrama aynı anda başlamalarına imkân sağlayacağını söyledi. Dünyadaki çeşitli gözlem merkezlerine kurulacak olan yeni sistem teleskop, doğduğu anda hilali tespit ederek görüntüleyecek. Böylece hilalin gerçekten görülüp görülmediğine dair kuşku ve çelişkiler giderilmiş olacak.

Ramazan, Şevval ve Zilhicce aylarının tespiti, bu ayların önemli dini günleri ihtiva etmesi nedeniyle dünya Müslümanları için büyük önem arzediyor. Halen Müslümanlar Ramazan ayının ve bayramların başlangıcı hususunda bir karmaşa yaşıyorlar. Ümmetin bu konuda birliğinin sağlanması öncelikli meselelerden biridir.

Projenin giderlerini kendisi karşıladı

Tunuslu bilimadamı Dr. el-İyari bu önemli projenin giderlerinin 67 milyon doları bulduğunu ve 2010 yılına kadar kullanıma hazır olacağını söyledi. Dr. el-İyari proje giderlerinin tamamen eş dost yardımları ve şahsi imkânları ile karşılandığını ve bu buluşun önemi karşısında giderlerinin çok da önemli olmadığını sözlerine ilave etti.

Kaynak:timeturk.com

Klavyesiz Laptop

12 Mart 2009

Bu laptop’un gerçek bir klavyesi yok… Ama bu durum yazı yazamayacağınız anlamına gelmiyor.

Bir süre önce “One Laptop Per Child” (OLPC) Vakfı’nın yeni bir model üzerinde çalıştığından ve bu yeni modele XO-2 adının verileceğinden bahsetmiştik. İşte aynı XO-2, yeni adına da kavuşarak resmi olarak basına tanıtıldı.

Yapılan tanıtıma göre iPhone ve benzer taşınabilir cihazlarda bulunan dokunmatik ekranlar gelecek nesil dizüstülere transfer olabilir. Bir İtalyan tasarım ajansıyla Amerikalı bir firmanın ortaklaşa geliştirdiği konsept dizüstü bilgisayar alışılagelen tuş takımı yerine dokunularak aktive edilen ikinci bir ekrana sahip.

İlk kez “One Laptop Per Child” - Her Çocuğa Bir Dizüstü Vakfı’nın düzenlediği bir basın toplantısında görücüye çıkan ve adının V12 olmasına karar verilen tasarımda çift LCD ekran bulunuyor. Çelik ve fiberden üretilmiş prototip cihazın ikinci ekranı gerektiğinde bir “soft” klavyeye dönüşebiliyor. Amerikalı üreticinin kimliği şimdilik gizli tutulurken projenin beklendiği gibi gitmesi halinde dizüstünün 2010 yılında piyasada olacağı gelen haberler arasında. Ancak fiyatının 75 Dolar olacağı söylentileri henüz bir kesinlik kazanmış değil…

15 Tuşlu Kısayol Klavye

11 Mart 2009

Art Lebedev, Optimus ailesine Optimus Pultius isimli yeni bir üye ekledi. Tam donanımlı klavye kardeşlerinin kuzeni sayılabilecek olan ürün, üzerinde 15 OLED işlenmiş tuş barındırıyor. Tamamı ile programlanabilir olan tuşlar, atanan ikonu gösterebiliyor. Ürün $1900 gibi oldukça yüksek bir fiyat ile 2008 sonu, 2009 başı civarında satışa sunulması bekleniyor.

Elektrik Tasarruflu Masa

10 Mart 2009

Yurtdışında piyasaya sürülen özel bir masa, elektrik faturalarını minimuma indirgiyor..

Tik ağacından yapılan bir masa hiç bu kadar kullanışlı olmamıştı. Özellikle yazlık evleri olan kişiler için çok ideal olan masanın özelliği, üst yüzeyinin güneş enerjisini emen özel gözeneklere sahip olması.

2200 dolarlık masa kullanıcıların yazlıklarında veya bahçelerinde harcadıkları elektrik masrafını minimuma indirgiyor. Tüm gün güneş ışınlarını çekerek 120 voltluk enerjiyi depolayan masada 4 saat dizüstü bilgisayar, 25 vat ampulle 6 saat aydınlatma veya 6 saat TV izleyebiliyorsunuz.

Ancak maalesef yeni çıkan masa ne zaman Türkiye’ye gelir orası henüz belli değil.

Kaynak : İNTERNETHABER